Anadolu'nun ünlü erenlerinden ve ermişlerinden olan Abdal Musa Sultan, aynı zamanda ünlü bir ozan ve düşünürdür. Aslen Horasan' lı dır. Azerbaycan'ın Hoy kasabasına gelmiş ve bir süre orada yaşamış olduğundan, "Hoylu'' olarak tanınmıştır. Hacı Bektaş Veli'nin amcası Haydar Ata'nın oğlu, Hasan Gazi'nin oğludur. Kaygusuz Abdal menkıbesine göre "Kösre Musa" adıyla da anılır.  Abdal Musa Sultan, Horasan Erenlerinden ve Hz. Peygamber soyundandır. 6 Nisan 1326 tarihinde Bursa' nın fethine katıldığı ve büyük yararlıklar gösterdiği tarihi kaynaklarda yazılıdır. Orhan Bey kendisine Antalya yöresinde Elmalı ve civarını irşat etmek üzere yurtluk vermiştir. Hacı Bektaş Veli'nin önde gelen halifelerindendir. Payesi sultanlık, mertebesi "Abdallık". Pir evindeki hizmet postu ise, "Ayakçı Postu'' dur. Bu post Bektaşi tarikatındaki on iki posttan on birincisi olup, diğer adı ''Abdal Musa Sultan Postu"dur. Ayakçılık, abdallık mertebesidir.

Elmalı, Tekke Köyündeki dergâhı Bektaşilerin dört büyük "Asitanei Bektaşiyan" dan biridir. Ancak, Anadolu'nun inanç coğrafyasında seçkin bir yeri vardır.

Sayısız kişiler irşad etmiş (uyarmış) ve bunlar arasında büyük ozanlar yetişmiştir. Bunların en ünlüsü de, Alevi-Bektaşi edebiyatının abidelerinden sayılan Kaygusuz Abdal'dır.

Bazı kaynaklarda “Koson” adıyla kaydedilmekte Abdal, Elmalı, Ali Baba, Eci, Söklen Koca, Koçu Baba, Derviş, Salihli, Sarı Şeyhli, Belen ve Haydar aşiretleri alt teşkilatlarını oluşturur.

Elmalı aşireti “almalı ve alamaslı” adıyla da anılan aşiret adının manası” almatı” dan geldiği ve abdal aşiretine bağlı olduğu belirtilir. Anadolu’da bu adı taşıyan yerleşim yerleri vardır. Çorum Abdal Ata, Abdal Bodu, Elmalı Dağı, Boğazkale’de Elmalı Yaylası, Çicekdağ’ında Elmaviran mezrası, Delicede Elmalı köyü, Salmanlı nahiyesinde Elmacu mezrası, Çorum ili Elmalı köyü, İskilip Elmalı Beli, Elmalı Yaylası ve köyü, Sungurlu Ekşi Elma köyü, Yarım Söğüt Ekşi Elma köyleri de adlarını bu aşiretten aldığı kuvvetle muhtemeldir.

Tarafımdan yapılan bir çalışmada Ankara Ayaş sahasında Yağmur Abdal Tekke ve Türbesi tespit edilmiş olup, bütün yapılanmasıyla Hacı Bektaş türbesine benzemektedir. Yine Ankara Polatlı’da Yağmur Abdal Türbesi geçmektedir.

Abdallı, Abdalan adıyla anılan aşiret adını tarihte devlet kurmuş, Eftalif, başka bir ifadeyle Akhunlar’dan almıştır. Tarihi kaynaklarda Moğollar 1256 yılında Anadolu‘yu işgal ederek taş taş üstünde bırakmamışlardır. Ahi Evran Ahilere, Şeyh Edebali Gazilere, Fatma Bacı Bacılara, Hacı Bektaş Veli’ de Abdallara vekalet ederek uğratılan bu zarar ziyan tahribatı yok etmek yeniden inkişaf ettirmek için büyük çaba içerisine girmişlerdir. Abdal adı tarihte Anadolu’ da tanrıya yaranmak onun buyruklarına uyup dünya fanisinden elini eteğini çekmek diğer bir ifadeyle ermiş, gezgin derviş anlamına gelmekte Babai isyanlarına katılan kalenderi zümrelerine tarikat dervişlerine denmekteydi. “Abdal” adı zamanla asıl manasını yitirerek önce davulcu, zurnacı, kalaycı, sünnetçi,  saf,  dilenci manalarında XV. Yy. dan itibaren,  avarelik, divanelik kelimeleri ile eşanlamlı anılmaya başlanmıştır. Şeriat açısından katı bir yol izleyen kadızadeler menfi propagandalar ile Anadolu’ da saz çalan türkü söyleyen şiir yazan kişileri inançsız zındık olarak yorumlamışlar ve sonuçta yukarıda yazılı gelişmeler meydana gelmiştir.

Anadolu’ya ilk Türkmen aşiretleriyle kalabalık bir nüfusla başlarında Yağmur Abdal olduğu halde 4000 çadır ile gelen abdalların çeşitli bölgelere yerleştirildiği kaynaklarda yazılıdır.

Yabancı bir araştırmacı 1852 yılında yayınladığı bir eserinde Hazar ötesi Türkmen topluluklarını konu etmekte ve “Abdal” adıyla bir grubun varlığı ve Türkmenlerce yaşatılan 12 boydan birisi olduğu ve “Esen” boyuna bağlı bulunduğu bilgisini aktarmaktadır. Bu boy Oğuzların 24 ana boyu yanı sıra yardımcı boy uygulamasına destek olmuş Esen boyu bu çerçevede değerlendirilmiştir.  Bu grubun Türk ve Müslüman olduklarını söyleyip kendi aralarında bir dille konuştukları Hz. Ali ve onun soyuna büyük muhabbet besleyip her yıl muharrem ayında matem ayini düzenledikleri kaydı vardır.

Abdal Musa Hünkâr Hacı Bektaş’tan sonra Kadıncık Ana tarafından yetiştirilmiştir.1326 yılında Bursa’nın fethinde Orhan Gazi üstün başarılarını gördüğü Abdal Musa’yı Alanya yöresini irşat etmesi için yurtluk vermişti. Dergâhdan aldığı çerağı kuracağı tekkesinde uyandırmak üzere Kadıncık Anadan destur almıştır. Kadıncık Ana kendisine üç emanet vermiş ve hayır duası ile yola salmıştır.

Kadıncık Ana Kırklar Meydanında Ahmedi Muhtar ( Hz. Muhammed ) postuna bir niyaz eder ve Abdal Musa Sultan’a derki; önce ve sonra tüm alâmler onun aşkına yaratılmıştır. Hidayete eriştiren odur. O kâinatın var edilmesine sebeptir. Herkesin babası da anası da odur. İşte bu makam onun makamıdır. Bu meydan Muhammed Mustafa, İmam Ali,  İmam Hüseyin ve Hacı Bektaş Veli Meydanıdır ki Erenler Meydanı da derler. Herkes dünyevi ve uhrevi arzu ve emellerine bu meydanda aldığı feyz ile varır. Ey oğul ! sende bu meydanda piştin bundan sonra yolun uğrun açık olsun. Pirim üstadım; velilerin kutbu olan Hacı Bektaş, sevdiğim On İki İmam Güruh-u Naci’den yetişenler arasına girdin sadakatle bel bağladın çerağın kıyamete kadar yansın yakılsın yurtların kutlu olsun. Bu meydanda dinlediklerin İmam Ali’ den sırdır,  önce bal ararsın bal bulmak sırdır. Bal olmak sırdır. Sır Allahtan duyulandır. Ey oğul ! sözün keskin atın yüğrük olsun.

Kadıncık Ana’dan aldığı dört emanet Kara Sancak, Mermer Çerağ, Biat Değneği, Hüccat’tır.  Abdal Musa adına birde gülbank vardır. Abdal Musa Cemi yürütülmektedir. Abdal Musa Kurbanı vardır.

Abdal Musa Türbesine; Buhara, Semerkant, Horasan, Rum, Acem, Hind, Sind, Belh, gibi yerlerden ziyaretçilerin geldiğini, Evliya Çelebi kaynaklı notlardan anlıyoruz.

 1049 No’lu Bursa Evkaf Defterine göre Bursa’daki “Abdal Musa Zaviyesi; bağ, bahçe ve dükkânın dışında dört inek, yirmi kovan, iki kazan,  iki tava, bir sini, bir çerağ, sekiz tepsi, beş sahan, üç hereni ,gibi demirbaş eşyalara, bir gül bahçesi ile gülyağı yapan alete ve Uluçam’da bir bulgur ve bir pirinç dibeğine sahip olduğunu kaynaklarda görmekteyiz.

Abdal Musa Bursa’dan Ayvalık Ayazmend, Manisa, Denizli üzerinden Alaiye Beyliğine bağlı olan Finike Limira Harabeleri yakınındaki Saklısu’ da dergâhını kurmuştur. Buradan Elmalı Tekke Köyüne geldiği rivayet edilmektedir. Türbesi buradadır. Türbe içinde annesi Sultan Ana, Kız kardeşi Hüsniye Bacı ve Kaygusuz Abdal’ın sandukaları vardır.

 Denizli’de 1408 tarihli bir çeşmenin sağ tarafında duran bir kitabede”Eş- Şeyh Mustafa Abdal Musa” olduğu yazılıdır. (Pınarkent ’te veya Cankurtaran yakınlarında olabilir).

Gümüşhane- Şiran 3300 metre yükseklikteki zirve Abdal Musa Tepesi veya Abdal Musa Zirvesi diye adlandırılır. Buranın yakınında Karaburga (Burgu Baba ) ziyaret yeri bulunmaktadır. Bu çevrede Sarı Bal ve Güvenç Abdal dede ve talipleri olan Çepniler yaşamaktadır. Buralar alan çalışmalarımda ziyaret edilmiştir.

Sivas, Konya, Malatya, Manisa, İzmir Bergama, Tokat, Kütahya, Trakya ve Balkanlarda Abdal Musa Makam ve döşekleri bulunmaktadır. Bosna’nın Sarajova Bölgesi halkı Aşure Çorbasına Abdal Musa Çorbası demektedirler. Abdal Musa Tekkesinde gelen misafirlere “ Baba Çorbası” ikram edilirdi.

Addal Musa’dan günümüze kısıtlı eserleri kalmıştır. Üç nefes ve “Nasihatnamesi” kalmıştır. (1826 yılında tekkelere uygulanan kapatma ve yok etme sonucu yazılı kaynaklar kaybolmuştur. 146 kitap İstanbul’a götürülmüştür.)

Abdal Musa önderlerinden aldığı evrensel algı ile bir çok ardılını yetiştirmiştir. Birlik badesinden dolu içenlerin gönlünde; “Yedi dağı yürüten “ Halk ile Hak arasında köprü olan, , yol gösteren ulu pir yetiştirdiği Kaygusuz Abdal’ı Mısır’a göndermiştir. Tekkesi ve Mısır Sultanının hasta kızını iyileştirmesi meşhurdur.  Kafi Baba, Kilerci Baba, Budal Sultan Dergah, Baltası Gedik, (Abdal Musa’nın kardeşi Mahmut Dede olduğu söylenir) Dervişlerindendir.

Abdal Musa şair düşünür asker (Bursa’nın fethi)  bilim adamı (Solak Değirmen) varlığın birliği sır ilkesine dayalı gizli açık kerametler sahibi sırlar alemidir. Gönüller yoldaşı “Akdeniz Yakası Aydın Ellerinin Gözcüsü” Abdal Musa’dır.

Abdal Musa ile ilgili anlatılan sayısız söylenceden bazıları: Abdal Musa Kurbanı, Ateşte pervaz, Budala Sultan, Gelin Pınarı, Kazanda Yemek, Solak Değirmen, Uçarsu, Yeşil Göl, Teke Beyi’ni yenmesi efsaneleridir.

 Yanbolu’lu şair Hacı Turabi Baba bir deyişinde şöyle der;

Erenler serveri, gerçekler piri,

Hünkar Hacı Bektaş erleriyiz biz.

Balım sultan, Abdal Musa şahımız,

Seyyid Ali Sultan gülleriyiz biz.

Kaygusuz Sultandır bir serdarımız 

Kara Donlu Can’dır türbedarımız

Kamber Ali Sultan şehsüvarımız

Necef deryasının gevheriyiz biz

Sarı İsmail, Hacım’dır ulumuz

Şah’ı Horasan’a çıkar  yolumuz

Muhammed Ali’den kokar gülümüz

On iki tarikin serveriyiz biz

Türâbi, üçlerin birisi oldu,

Yedilerle kırklar meclise güldü,

Horasan erleri azmedip geldi,

Muhammed Ali’nin kullarıyız biz…

Himmeti hazır nazır olsun aşk ile.