Başlık yanlış anlaşılmasın, amacım bir çok araştırma şirketinin pabucunu dama atıp partilerin son oy durumlarını açıklamak değil.

Aslında yazımın başlığını, ‘Nisan’da Baskın Seçim’ diye atmayı çok düşündüm ama başta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan olmak üzere o kadar çok taraf seçimin zamanında olacağını söylüyor ki, temkini elden bırakmayarak ancak yine de erken baskın seçim olasılığını ortaya koyarak size böyle bir durumda  (olası erken baskın seçimde) seçime yasal olarak katılabilecek parti sayısının 10 parti olacağını, Meral Akşener’in yeni partisinin ise seçime girme hakkının olmayacağını hukuken açıklamak istiyorum.

Türkiye’de halen 100’e yakın kurulmuş siyasi  parti var. Ancak Yargıtay’ın ilgili makamı şu an seçim olsa 10 partinin seçime katılma hakkı olduğunu söylüyor. O partiler şöyle:

Ak Parti, MHP, CHP, HDP, BBP, SP, BTP, MP, ANAP, Vatan Partisi.

Bir de ikinci derecede seçime girebilecek partiler listesi var. Onlar da şöyle:

DP, DSP, DYP, LDP, MP, HYP, İYİ PARTİ

Bunu neden mi yazdım. Büyük kitlelerin ümit bağladığı Meral Akşener’in İYİ Partisi Temmuz 2018’den önce yapılacak olası erken baskın seçimde yasal olarak sürecini tamamlayamayacağı için seçimlere katılamıyor da ondan . O nedenle olsa gerek ki, Meral Akşener seçim tarihi olarak 15 Temmuz 2018 tarihini vermişti.

Bir siyasi partinin seçime girebilmesi için yasal olarak  en az 41 ilde örgütlenmesini bitirmesi ya da TBMM’de gurup kurması gerekiyor. TBMM’de gurup kurabilmesi için ise partisinde en az 20 milletvekilinin olması şartı var. Ki kulislere bakılırsa,  bu sayının önümüzdeki günlerde 30’a çıkarılacağı söyleniyor.

Öte yandan İYİ Parti’nin İç İşleri Bakanlığı’ndaki parti kurma sürecinin henüz tamamlanmadığı da gelen bilgiler arasında. Ak Parti’nin İYİ Parti’nin süreci tamamlanmadan bir erken baskın seçim hazırlığı kulislerde konuşulurken; İYİ Parti ve merkez sağ tabanın böyle bir olasılık halinde,  ANAP çatısı altında toplanabileceğine dönük çalışmaların da Ankara’da yapıldığına dikkat çekmek istiyorum.

Öte yandan CHP’nin önümüzdeki ocak ayında yapılacak kongresi ise büyük sürprizlere gebe. Her ne kadar bu kongreye büyük hazırlık yapan bir önceki genel başkan Deniz Baykal rahatsızlığı nedeniyle hastanede tedavi altında olsa da,  Baykal’ın ocak ayındaki CHP Kongresi için yaptığı çalışmalar bir çok kişi tarafından biliniyor. Deniz Baykal’ın yakın çevresine, partinin son durumunu içine sindiremediğini söylediği ve genç dinamik yeni bir liderle CHP’nin ‘kuruluş çizgisi’ne çekilmesine dikkat çektiği de kulislerde yüksek sesle dillendiriliyor.

Öte yandan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte partinin delege yapısının değiştiği ve CHP’nin adeta bir ‘Alevi Partisi’ haline getirildiğine dönük eleştiriler CHP kulislerinin diğer ana konuları arasında bulunuyor. Aynı kulislerde bu delege yapısıyla Kılıçdaroğlu dışında bir adayın şansı olmadığına vurgu yapılırken, CHP’nin bu işgalden kurtarılması gerektiğinin de altı çiziliyor. CHP’de artık gerçek CHP’lilerin olmadığı ileri sürülürken,  parti içinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun en az 40 Dersimli’yi milletvekili yaptığına, CHP’nn işgal altında olduğuna, 2. Cumhuriyetçiler ve küreselci bir yapıya dönüştürüldüğüne vurgu yapılıyor. En önemli eksikliğin ise partinin adındaki ‘halk’ı kaybetmesi olduğu belirtilerek CHP’nin büyük bir değişime giderek tekrar halkçılığa dönmesi gerektiği hatırlatılıyor.

Sadece CHP’nin değil, Türkiye’nin halkçılığa dönmesinin önemine vurgu yapılırken; tarikat ve cemaatlerin halkın yerini aldığı için ülkede yaşanan problemlerin partilerin tekrar halkçılığa dönmeleriyle problemin aşılabileceğine dikkat çekiliyor.

Sorun sadece CHP’de de değil. MHP ve Ak Parti de yeni konumlanacağı ya da nasıl konumlanması gerektiği noktasında büyük çalışma içersinde.  Yarın kaldığımız yerden devam edeceğiz.