Hiç şüphesiz 15 Temmuz ihanet girişimi toplumun tüm katmanlarında ciddi travmalara sebep olmuştur. Üstelik bu travmanın izlerini silmek öyle sanıldığı kadar da kolay değildir. Bürokrasiden STK’lara, askeriyeden yargı kurumlarına kadar hemen her kademede devlete sızmış bu örgüt 15 Temmuz’da gerçek yüzünü göstermiş ve perde gerisinde uluslararası odakların taşeronluğunu yaptığını açıkça ortaya koymuştur.

Diğer yandan 15 Temmuz bu ülke ve bu millet için aynı zamanda bir dönüm noktasıdır. Yaklaşık 40 yıl ihanet ateşini gizliden gizliye harlamış din kisveli bir örgütün, milletin milli ve manevi değerlerini de kullanarak kök saldığı bu toprakları şer odaklarının işgaline hazırlama teşebbüsü, aklıselim davranan bir liderin cesareti ve ona inanmış bir milletin ölümüne mücadelesiyle bertaraf edilebilmiştir.

Buraya kadar her şey anlaşılabilir bir durumdur; çünkü ihanet kendini göstermiş ve hainler iyot gibi ortaya çıkmışlardır. Asıl anlaşılmaz olan şey, BYLOCKÇULARIN bertaraf edilmesine sürekli taş koyan BYLÖPÇÜLERDİR. Kimdir bu BYLÖPÇÜLER yazının devamında anlatmaya çalıştım ancak üzerinden bir yıldan fazla bir zaman geçmiş olmasına rağmen hala bu eli kanlı örgütün izlerinin başta bürokrasi olmak üzere devletin tüm kademelerinden temizlendiğini söylememiz mümkün müdür? Elbette değildir. İşte bu nedenle bu ülkenin lideri sık sık “FETÖ İLE MÜCADELEDE YANIMDA MİLLETİMDEN BAŞKA KİMSEYİ BULAMADIM” sözleriyle dert yanmaktadır. Bana göre Sayın Cumhurbaşkanının bu serzenişinin karşılık bulmamış olmasının yegâne sebebi devlet içine sızmış BYLOKCULARIN bertaraf edilmesi için gösterilen çabayı sürekli baltalayan BYLÖPÇÜLERDİR. Çünkü FETÖ hepimizin bildiği üzere BYOCKÇU militanlarını BYLÖPÇÜ asalakların referanslarıyla devlet kademelerine bu kadar kolay yerleştirebilmiştir. Siz hiç devlet bürokrasisinde hızla yükselmiş BYLOCKÇU bir hainin BYLÖPÇÜ olmayan birileriyle bir arada olduğunu gördünüz mü? Göremezsiniz, çünkü FETÖ satın alacağı malın hem cinsini, hem de fiyatını önceden tespit etmiştir zaten…

Bu örgüt zihinlerini köleleştirdiği militanlarını devletin birimlerine öyle ustaca yerleştirmiştir ki parti içinde yahut partiye yakın BYLÖPÇÜLERİ kullanarak belli noktalara gelen bu militanlar kendilerine referans olan BYLÖPÇÜLERİN iplerini de ellerine almışlardır. Çünkü hepsi zeki çocuklardı ve bir gün yapacakları ihanetin ertesinde başarısız olurlarsa şayet onları nezarethanelerde veya hapishanelerde ziyaret edecek BYLÖPÇÜLERE ihtiyaçları olacağını biliyorlardı. İşte BYLÖPÇÜLERİN ipleri bu yüzden her zaman BYLOCKÇULARDA olmuştur. İpin ucu bunların elinde olduğu içindir ki, nerede bu eli kanlı örgütle bağı olan biri veya bir BYLOCKÇU gözaltına alınsa, tutuklansa yahut hapse atılsa bir bakıyorsunuz ki hemen oracıkta bir BYLÖPÇÜ peyda oluyor. Bence bu örgütün tam olarak temizlenememesinin en büyük nedenlerinden biri işte bu BYLÖPÇÜLERİN bürokrasinin ve partinin kilit noktalarına çöreklenmiş olmalarıdır.

Bir başka önemli husus da BYLOKCULARIN istihbarat birimleri ve kolluk kuvvetleri tarafından tespit edilip içeri alınabiliyor olmalarına rağmen BYLÖPÇÜLERİN vatan millet Sakarya edebiyatıyla vurgunlarına devam ettikleri gerçeğidir. BYLOCKÇULARI tanımanız için Gazeteci Sayın Zihni Çakır’ın DECCALİN ORDUSU kitabını okumanız bile kâfi gelecektir ancak henüz BYLÖPÇÜLERLE ilgili sağlam bir analiz yapıp kronoloji bilgisi de kullanılarak yazılmış bir kitap piyasaya sürülmedi. Hani olumsuz bir şey olsa ŞEYTAN HER YERDE dersiniz ya, işte BYLÖPÇÜLER DE her yerdeler. Onları ancak ve ancak bozulmuş kimyalarının yansıdığı şerre rahmet okutan yüzlerinden tanıyabilirsiniz; tabi ki BYLÖPÇÜLERİN KİMYASI hakkında az da olsa bilginiz varsa…

Onları tanımanızı sağlayacak bir başka ipucu da şudur; FETÖ iltisaklılarıyla teşrik-i mesaileri o denli çok olmuştur ki DİLLERİYLE FETÖ’YÜ lanetlerlerken bile mevzu iş takibi, ihale süreci, vurgun, yalan, talan, usulsüzlük vs. gibi hususlara geldiğinde gösterdikleri refleksleri tamamen FETÖ kalıntısıdır. Muğla’nın kıyı kentlerinden söz edin yanlarında, hele bir de cümlelerinizin arasına FALAN YERDE BİR KOY VARMIŞ İHALESİ YAPILACAKMIŞ gibi bir cümle sıkıştırıverin, göreceksiniz gözlerinin beyazındaki BYLÖPÇÜ damgasını…

Bir başka husus da şudur, BYLÖPÇÜLER yalakalık da asla sınır tanımazlar. Herkese mavi boncuk dağıtırlar. Söze gelince yapamayacakları şey yoktur ancak bilmenizi isterim ki boynuna FETÖ yuları takılmış hiçbir BYLÖPÇÜ asla kendi iradesiyle hareket edemez. İşte size bir ipucu daha; BYLÖPÇÜLERİN en büyük marifeti gücün karşısında el etek öpüp, güçsüzün karşısında alengirli sözlerle sürekli lafı dolandırıp en sonunda söylem düşkünü dilleriyle kendilerini o makama getiren zincirin her halkasına methiyeler düzmektir. Çünkü varlıklarını dilleriyle toz alma alışkanlıklarına borçludurlar…

BYLÖPÇÜLERİN bir başka hususiyetleri de şahsiyetsizlikleridir.

Çünkü bilirler ki; bir yerde para varsa, -üstelik usulsüzlüklerle kazanılmış kazanımların nakde dönüşümü de ahlaki olamayacağı için- sponsorları, yakın çevreleri hep dalaverede de uzmanlaşmış isimlerden oluşur.

Dilleriyle mücahit, yaptıklarıyla müteahhit olanlara hep yakın dururlar çünkü her BYLÖPÇÜ bilir ki puştun puşttan başka dostu yoktur bu yalan dünyada. Her şeyin parayla satın alınabileceğine o denli inanmışlardır ki karakterli biriyle karşılaştıklarında kendilerine gelmeleri biraz zaman alabilir. Sürekli dar alanda kısa paslaşmalar şeklinde yaşarlar hayatı ve asla liyakat sahibi insanların yetkin görevlere gelmelerine müsaade etmezler; çünkü her BYLÖPÇÜ mutlak bilir ki şahsiyetli insanlar yönetimlerde çoğalırsa beslendikleri kaynaklar kuruyacaktır. Şimdi anladınız mı okullara İŞKUR üzerinden alınan hizmetli kadrolarından tutun da Muğla’nın en yetkin makamlarına kadar her yere neden kendi yandaşlarını atatmak için bu denli çaba gösterdiklerini… Liyakat mevzusunu yutacaksın zaten, çünkü liyakat kavramı her BYLÖPÇÜNÜN kimyasını bozan ender kavramlardan biridir…

Şimdi diyeceksiniz ki “Sen bu BYLÖPÇÜLERLE ilgili bu kadar bilgiyi nereden elde ettin?” Vallahi azizim, şu kadarını söyleyeyim ki bunlar burayı mesken tutmuşlar. O kadar çoklar ki Muğla’da, elinizi sallasanız BYLÖPÇÜYE çarpıyorsunuz. O yüzden, ister yukarıdan aşağıya doğru yani Ankara’dan başla saymaya, ister bulunduğun yerden il, ilçe, kasaba hiç fark etmez… Çünkü her iki durumda da sadece sıralama değişiyor ama BYLÖPÇÜLER hep aynı isimlerden oluşuyor…