16 Nisan tarihinde yapılacak referandumda HAYIR sonucu çıkması için çalışan kitlenin liderliğini yapıyor CHP. Lakin geçmişte ortaya koyduğu demokrasi ile bağdaşmayan bazı tutum ve davranışlar, yakasını bırakmıyor. Referandumda HAYIR için halka çağrıda bulunurken, parlamenter sistemin ne kadar iyi bir sistem olduğunu, sistem değişikliğine ihtiyaç olmadığını söylüyor. Gül gibi bir hükümet sistemi varken tek adamlığa gidecek bir sisteme HAYIR diyeceklerini belirtiyor. İyi de, 367 krizinde olduğu gibi, ülkenin Cumhurbaşkanlığı seçimi gibi önemli bir olayında, vekillerinin meclise girmesini yasaklayan ve bunun için kulis kapılarına nöbetçi diken CHP, parlamenter sistemin daha iyi olduğuna, bu milleti nasıl ikna edecek? 27 Nisan e-muhtırası sonrasında, demokrasiye sahip çıkması gerekirken, muhtıranın altına imzamızı atarız diyen ve ORDU GÖREVE pankartları altında cumhuriyet mitinglerinin baş aktörlüğüne savunan CHP’nin inandırıcılık sorunu yok diyebilir miyiz? 22 Temmuz 2007 seçimleri sonrasında 47 oy alıp tek başına iktidara gelen Ak Parti’ye, seçimlerden 8 ay dahi geçmeden kapatma davası açıldığında, sevincini gizleme gereği dahi duymadan “Başsavcı görevini yapıyor” diyen CHP, hangi yüzle parlamenter sistemin güzelliklerden dem vurarak çıkacak, halkın karşısına. Demokrasi tarihimizi biraz karıştırsak, hafızalarımızı biraz tazelesek, demokratik parlamenter sistemlerde asla kabulü mümkün olmayan, daha nice kötü tutum ve davranışlarla dolu sicili çıkar karşımıza. CHP bu demokrasi dışı tutum ve davranışlardan dolayı utanıp, geçmişiyle yüzleşerek, hata ettiğini kabul etmediği müddetçe havanda su dövmeye, tüm seçim ve referandumlarda olduğu gibi yine kaybetmeye mahkûmdur. 15 Temmuz’u dahi anlayamayan, milletine bu kadar yabancı bir siyasi yapının liderliğini üstlendiği HAYIR’cı kitle, 16 Nisan’da milletin zaferine şahit olacaktır. Lakin 16 Nisan’da kazanan yalnız milletimiz olmayacaktır. Siyasi yaşamına devam etmek isterse CHP de bu sistem değişikliğinden kazançlı çıkacaktır. Evvelce, 25 – 30 oy oranları ile koalisyon ile de olsa, iktidar olma iddiaları bulunduğu için CHP, halkın büyük kesiminin değerlerine yabancı kalmakta bir beis görmüyordu. Yeni sistemde yürütme erkini ele geçirmek istiyorsa 50’nin üzerinde oy gerekeceği için, belki de ilk kez halkın içine girecek ve halkın değerlerine saygı göstermeyi denemek zorunda kalacaktır. En azından halka “bidon kafalı”, “göbeğini kaşıyan adam” diyenlere ilk o karşı çıkacaktır. Az şey mi? Yine, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olarak Kılıçdaroğlu’nu göstermeleri halinde seçilirse, Cumhurbaşkanlığı seçimini kazandıkları için, seçilmezse de, seçimler aynı gün yapılacağından milletvekili seçilemeyip genel başkanlık görevinden ayrılmak zorunda kalacak (tek adam) Kemal Kılıçdaroğlu’ndan kurtulacak olan CHP kazançlı çıkacaktır. Anlaşılıyor ki, bu referandumun sonucu ne olursa olsun, her halükarda kazananı CHP olacaktır.