CHP çoktan beridir bir tramplen, Türkçesi; sıçrama tahtası…

Üstelik bu olgu yeni de değil; evveliyatı var. Çok çok düne gitmezsek, 12 Eylül sonrasından başlayım…

CHP’nin rumuzu SHP’ydi o vakitler.  Genel Başkanı da merhum Erdal İnönü’ydü. İki kez sıçrama tahtası olarak kullanıldı SHP; ilkin HEP sıçradı ondan sonra da DYP…

PKK’nın desteklediği bir parti ilk kez SHP ile girdi Meclis’e sonrası malum. Ve SHP, merhum Süleyman Demirel’i ve DYP’yi sıçrattı iktidara…

Oysa SHP-CHP sadece bir tramplendi: sıçratması gerekenleri, sıçratması gerekiyordu. Sıçrayıcılara heveslendiğinde genel başkanı Erdal İnönü’yü attı üstünden!

CHP trampleni, ötekileri sıçratırken, kendininkini düşürmenin mahiriydi..

Erdal İnönü’yü tramplenden düşüren isimlerin en başında Deniz Baykal geliyordu ve haliyle de Fikri Sağlar!..

Neyse bu anımsatmadan sonrasına bakalım..
Erdal Bey sonrasında tramplene Altan Öymen çıktı…  Altan Bey de tramplen olduğunu unutanlardandı. Üstelik acemiydi de…

Tramplenin tiryakisi Deniz Baykal ve belli isimlerdi.

Ve haliyle düştü Altan Öymen!

Geldi Deniz Baykal…

Deniz Baykal, yine ötekileri iktidarlaştırdı; haddini bildi, ancak sonrasında tramplen olmak yerine zıplayıcı olmak istedi.

Tramplenin kadim kaderinden haliyle Deniz Baykal da kurtulamadı…

Haliyle insan ne kadar yükseğe sıçrıyorsa, düşüşü de o kadar can yakıcı oluyordu..

Daha sonra Kemal Kılıçdaroğlu, seçti  CHP’de tramplen olmayı …

Zıplama atlama hevesi yoktu Kemal Bey’in. Zaten sırf o yüzden “Gandi” ilan edildi. AKP, MHP, BDP zıpladı. Kemal Bey hep görevini yaptı.  Çünkü sıçraması değil Kemal Kılıçdaroğlu’ndan beklemesi isteniyordu, işi buydu CHP bir çok seçimde öylece durdu.

Ne vakit ki; düşüş tecrübesi yüksek Deniz Baykal çıkmak istedi yeniden tramplene, işte o vakit Kemal bey hiç olmazsa “yürüyeyim” dedi…

Yürüdü Kemal Bey, Ankara’dan İstanbul’a, oradan da Çanakkale’ye…

Daha Ankara-İstanbul yürüyüşünde BDP  ve FETÖ’nün artıkları da girmek istedi koluna…

Kemal Kılıçdaroğlu, biliyordu ki; onlar gelirse Baykal da gelecek…

Reddetti isteklerini ki buna rağmen Deniz Baykal, Maltepe mitinginde yürümek için ortam yokladı; “yalnızlığı” seçti…

Reddetti Baykal’ı…

Ve geldik Çanakkale’ye..

Çanakkale de BDP de vardı, Fetö de. Tebdil-i kıyafet etmişti FETÖ. Said-i Nursi kılığına bürünmüştü.

Çıktı kürsüye tebliği sundu.
Oysa dünün Said-i Nursi’si bugün yaşasaydı Fetullah Gülen olacaktı…

Biliyordu Kemal Bey, ama çaresizdi…

Nihayet tramplen olduğunu fark etti Kemal Bey, fark eder etmez de kaderine razı oldu…

Tramplenin işi sıçramak değil, sıçratmaktı.

Artık görevi belli Kemal Bey’in; HDP’yi ve Meral Akşener’i sıçratmak!

Haliyle, Gandi olarak yola çıkıp, Erdal İnönü olmak da yazgısı…