Bu günlerde siyasetle ilgili herkesin ilk sorduğu soru; "erken seçim var mı?" sorusu oluyor. Bende hem yıllara dayanan tecrübe hem de siyasi parti genel merkez kulislerinin oluşturduğu kanaatle "ufukta bir erken seçim ihtimalini" ifade ediyorum.

            Yakın tarih Türk siyasetine damgasını vurmuş ve son 16 yılda girdiği her seçimi kazanan Cumhurbaşkanı ve Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi kontrolü elinde tuttuğu böyle bir dönemde "ufukta bir erken seçim ihtimalini" ifade siyasi projeksiyon açısından riskli duruyor. Zira, Erdoğan erken seçim kavramından çok hazzeden bir siyasetçi değil. Genel itibarıyla seçimlerin süresinde yapılmasını teamül haline getirmiş biri.

            Sayın Erdoğan'ın bu ilkesel duruşuna rağmen neden? ve nasıl? erken seçim olabilir, diyorum... Bu kanaatimin temel dayanaklarını maddeler halinde ifade etmek gerekirse;

            1.        Referandumla kabul edilen Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi'nin en önemli maddelerinin hayatiyet kazanabilmesi için mutlaka zamanında ya da erken bir seçim yapılma zorunluluğu... Bu sistemin hayatiyetine inanan Erdoğan 2018 başına kadar uyum yasaları ile zemin oluşturup 2018 baharında erken seçim kararı alabilir. Zira ülkenin ufkunu açacağına inandığı bu sistem değişikliğini bir an önce hayata geçirmenin ülkenin ma'kus talihini değiştirecek bir karar olduğuna inanıyor.

            2.        Ak Parti; belde, ilçe, il ve olağan büyük kongresini 2017 sonu itibarıyla bitirip % 50 sini yenileyeceği teşkilatlarını; yenilenmiş, güçlenmiş metal ve mental yorgunluğa düşmeden heyecanlı yepyeni kadrolarla seçime gidebilir.  O heyecanla daha başarılı bir saha çalışmasıyla seçim kararı stratejik anlamda doğru bir hamle olacaktır. Bunun için ideal zaman 2018 bahar aylarıdır, bu da erken seçim demektir.

            3.        Son yapılan ciddi kamuoyu araştırmalarında çıkan yeni bir siyasi partiye olan ilginin seçmende yeni arayışlara neden olabilme ihtimali düşünülerek böyle bir siyasi partinin yeterli tanıtım ve teşkilatlanmasına fırsat vermeden -ön alma anlamında- bir erken seçim yine stratejik olarak doğru hamle olacaktır.

            4.         Cumhurbaşkanının son dönemde kendi parti teşkilat ve yöneticilerine yönelik eleştirel ifadeleri aslında tabandan gelen eleştirileri sahiplenerek, halk tabiriyle toplumun gazını almanın ötesinde, gördüklerinizi görüyorum ve bu eleştirileri giderebilmek için bir an önce Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemine geçmemiz lazım ifadesine toplumu hazırlamak için olabilir. Aslında Cumhurbaşkanı bu eleştirileri ile muhalefetin muhalefet etme etkisini minimize ediyor. Ana muhalefet CHP nin özellikle Adalet kavramı üzerine inşaa etmeye çalıştığı soyut kavramsal eleştirilerinin somut çözüm önermelerine dönüşememesi ve ben iktidar olursam bu sorunu şöyle çözeceğim diye bir öneriyle beslenememesinden dolayı; iktidar olduğu gibi somut muhalefeti de Cumhurbaşkanı bizzat kendisi yapmaktadır.

            5.        Hem belediyeler hem de milletvekillerine yönelik Fetö intisakı, akçalı konularla alakalı ithamlar, başarısızlık ve metal yorgunluk emareleri, (teşkilatlar, belediyeler, milletvekilleri ve genel merkezle yaşanan) uyumsuzluk gibi sorunları olan kişilerden kurtulabilmek içinde 2018 baharı erken seçim için ideal zaman gibi durmaktadır.

            6.        İktidarın farklı saiklerle ciddi oy kaybı yaşadığı kamuoyu araştırmalarına yansımaktadır. Referandumda bu kayıp Ak Partili seçmen için % 10 idi. 1 Kasım seçimlerinde % 49,5 oy alan Ak Partili seçmenin sadece % 45'i evet dedi. Bu %45 e % 3 lük MHP den gelen oy, % 2 lik güneydoğu ilave oy ve yurt dışından gelen % 1,4 lük oyla referandum bıçak sırtı geçilebilmiştir. Bunu referandumdan 20 gün kadar önce Cumhuriyet gazetesine verdiğim ve bu gazetenin manşetten girdiği mülakatla ifade etmiştim. O gün beni afaroz etmeye çalışanlar çıkan sonuçlar karşısında herhalde mahcup olmuşlardır.

            Bugün Ak Parti'nin 1 Kasım seçimlerine göre kan kaybı yaklaşık % 15 dir. Yani son araştırmalarda Ak Parti oy oranları % 42 - 42,5 bandındadır. Ancak; Ak partiye oy vermeyeceğini söyleyen seçmenin başka bir partiye kanalize olmak yerine kendini kararsız olarak ifade ettiği de bir gerçektir.

            7.        Bugün mevcut siyasi partilerde aradığı ilgiyi göremeyen, TBMM de temsil olunan partilerde siyasi temsilin kendi beklentilerini karşılamadığını düşünen bir ciddi kitle var. Biz bunlara ASABI BOZUK SEÇMEN kitlesi diyebiliriz. 2 Kasım 2002 seçmeni kadar çok olmasa da böyle bir seçmen kitlesi vardır. Bu kitlenin çoğalma eğilimi dikkat çekiyor. Erken bir seçim bu yapının ortak akla dönüşmesini engelleyebilir.

            Ak Parti'nin dip yaptığı 7 Haziran'da da, Ak Parti'nin en yüksek oya ulaştığı 1 Kasım'da da CHP'nin % 25 bandında kalması ayrı bir ibretlik sonuçtur.

            Kendi ismi ve amblemi ile % 25 i aşamayacağını gören muhalefet bu noktada; hazır % 48,6 lık hayır bloku ile seçimde sürpriz bir sonuç alabilme hayaliyle iktidarı erken seçim için meydana çağırabilir. Zira ciddi hiçbir projesi olmayan muhalefetin tek argüman olarak kullandığı Recep Tayyip Erdoğan karşıtlığıyla inşaa etmeye çalıştığı muhalefette çok uzun süre kitleleri bir arada tutmak kolay değil.

            Bu maddelere yeni maddeler ilave edilebileceği gibi her madde de tek başına bir makale konusu olabilir. Velhasıl-ı kelam; Ufukta erken seçim görülüyor.