Türkiye ile Irak arasında bugün imzalanan bildiri ile ilgili tartışmalar sürerken, PKK konusundaki analizleri ile bilinen nam-ı diğer Balıkçı İlhami Işık, gelinen noktayı AVAZTÜRK’e değerlendirdi. Işık, PKK’nın bir takas malzemesi olduğunu ima ederek, bulunduğu coğrafyanın beklentileriyle ilgisi olmayanların barınmasının mümkün olmadığını belirtirken, PKK’nın onu kullananlar tarafından satıldığını söyledi.

Hiçbir örgütün gücü, boyutu, konumu, stratejik amacı ne olursa olsun, devletlerin atacağı adımlar, vereceği tavizler ya da alacağı kazanımlar konusunda belirleyici olamayacağına işaret eden İlhami Işık, “Mesela geçmişte 1971’de Irak Kürtleri yani Barzaniler, o zaman Molla Mustafa Barzani’ydi Mesut Barnazi’nin babası, Cezayir Antlaşmasıydı, Irak ile İran anlaştılar ve Barzanileri sattılar. Komple sürgün edildiler Rusya’ya. Yıllarca Rusya’da kaldılar. Bu böyledir. Mesela en son Kolombiyada barış görüşmesi. Küba ve Venezüella FARC’ı satınca orada barış gerçekleşti. Bir ikincisi, Katolik dünyası IRA’yı sattı da barış görüşmesi oldu, yoksa Tony Blair’in büyük demokratlığı değil.

Üçüncüsünü söyleyim, Fransa ETA’yı satınca ETA bitti. Çünkü tümüyle Fransada yerleşikti lideri, yönetimi, lojistiği… Bu anlamda söylüyorum” dedi.

PKK, BÖLGESEL AKTÖRLER SAYESİNDE AYAKTA KALDI

PKK'nın bu kadar uzun süre ayakta kalabilmesine dair değerlendirmelerde de bulunan İlhami Işık, "Bizde ise PKK’nın bitmemesinin nedeni, PKK’yı satan hiçbir bölgesel aktörün olmaması. Tam tersi bölgesel aktörler sürekli yer değiştiriyordu. Ayrıca onu destekleyenlerin sürekli hem kapasiteleri artıyordu hem güçleri artıyordu. En son işte ABD’ye kadar desteği sağladı. Bu nedenle bitmedi" dedi.

Türkiye'nin Rusya ile birlikte bölgesel bir strateji uygulamaya başladığına da dikkat çeken İlhami Işık, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

"Rusya demek bu coğrafyada bölgesel stratejinin ana aktörü demek. Hem Rusya hem İranla, ki İranla bir strateji kurmak yetiyor, İran demek Irak demek, İran demek Suriye demektir. Maalesef ki fotoğrafımız bu. Ve bugün en son somut adımımız gerçekleşti. Bunun daha önce ön görüşmeleri yapılmıştı işte PKK’nın Sincar bölgesinden tümüyle çekilmesi.
Onlar önce bir hamle yaptılar, işte Suriye’de PYD var biz değiliz, PYD PKK değildir diye ve Suriye’de YEBAŞ diye bir örgüt kurdular, diğer kadrolarını çektiler. Bunun öyle olmadığında ısrar etti hem Erbil’deki Kürt hükümeti hem Türkiye. Bunu da böyle kabul ettirdiler Bağdat’a. Bunun karşılığı da şu; hiçbir fonksiyonu olmayan, atıl durumdaki, sadece psikolojik anlamı olan Başika kampı ile takas edildi. Pazarlık unsurunu güçlendirmek için tutulan Başika kampına karşılık PKK’nın Irak topraklarındaki varlığına son veren, Türkiye’nin de o topraklar üzerinde PKK’ya müdahale etme hakkı veren bir anlaşma yapıldı. Bu daha evvel üçlü görüşmelerle mutabakata gelinen bir durumdu.

Şu an kazananların kendilerini güvencede htiği bir durumu yaşıyoruz. Suriye yönetimi, Irak, İran ve de Türkiye bu durumdan kazançlı çıktı. Üç yıldır kendisine yapılan bütün saldırıları boşa çıkardı."

Kıbrıs’ı bir kenara bırakınca Türkiye'nin ilk defa başka bir ülke topraklarında askeri operasyon gerçekleştirdiğini aktararak Fırat Kalkanı'na da dikkat çeken İlhami Işık, gelinen son noktaya dair de şunları söyledi:

"Bugün itibarıyla gelinen noktada kazançlı çıkan Türkiye, İran, Irak ve Suriye’nin bu tür ara örgütlerden vazgeçtiği bir hamle görüyoruz. Bunun ilkini Irak yapmış ve Haşdi Şabiyi Irak ordusunun içine sokmuştu. Bu aslında Trump’ın yeni ABD politikası da.

Kaybedenlerin ortak görüldüğü bir durum. Yani ABD ve onun desteklediği güçler ile ABD’nin yarattığı IŞİD.

Sözünü ettiğim takasla, PKK gibi örgütler bu coğrafyada yaşayamayacak.

PYD/YPG ABD’nin bir strateji uygulama adına kabullendiği bir durumdu. ABD hiç stratejik PYD ile stratejik işbirliğimiz var demedi 'taktiksel işbirliği' dedi. Bunun anlamı yarın taktik değiştiğinde sana ihtiyacım yok demektir."

AVAZTÜRK Özel