Filistin yönetimi Washington’da ki temsilciğini açık tutmak için (Kasım 2017) ABD’nden izin isterken, Trump Kudüs’ü ellerinden aldı...

Önce Arap Baharı başladı (18 Aralık 2010). İsrail’in çevresinde ne kadar düşmanı varsa liderleri “diktatör” oldukları için alaşağı edildi. Bunlar diktatör değil miydi diye soracak olursanız her biri koltukta 30. yılını doldurduktan sonra fark edilmeleri ilginçti. O güne kadar coğrafi konumlarını veya yeraltı zenginliklerini ABD ve AB kontrolünde tuttukları için “Diktatör” olmuyorlardı. Velhasılı bu diktatörlerin büyük çoğunluğunda ki önemli özellik neydi?

İsrail düşmanlığı!

Gerçi bu düşmanlık şoven bir söylemden ibarette olsa bölgenin ortak tepkisini de içinde barındırıyordu. Önce liderlerini halklarına linç ettiren ABD ve AB sonra bölgeyi iyice istikrarsızlaştırmak için mezhep/millet odaklı çatışmaların da fitilini ateşlediğinde İsrail’in çevresinde kendisine tepki gösterecek ülke ve/veya lider de kalmadı. E-e?

E-esi Trump bugün karar vermedi, hatta kararı o bile vermedi. İmza atma şansını yakaladı hepsi bu... Sonuç?

Şimdi hep birlikte kınıyoruz!

Kınaya kınaya bir hale geldik. Biz kınadık, Müslüman kardeşlerimiz kınadı, Filistin Yönetimi kınadı, anası İngiliz babası İşbirlikçi Ürdün Kralı Abdullah kınadı. Haraç almak için kuzenlerini hapse tıkan Suudi Prenste kınayacaktır, ki muhtemelen yarın kınamayan kalmaz. Hatta Fransa Başbakanı Macron bile kınadı. Benim neyim eksik ben de kınıyorum. Peki ne olur?

Kınama başına gelir derler!

Son tahlilde bölge de ve dünya da 300 yıldır her şeyi kınadık. Hala kınıyoruz. “Sabrımız taşmak üzere” diye meşhur da bir cümlemiz var. Yahu kardeşim bol keseden sallama sadede gel diyecek olursanız, o da kolay.

Amerikan büyükelçisini kovup, Washington büyükelçinizi çekersiniz Ankara’ya. O zaman ciddiyetinizle alakalı bir ampul yanar milletin kafasında. Peki biz bunu yapabilir miyiz?

İşte o biraz sıkar...   

Siz boşverin iyisi mi, ne diye yoruyoruz kendimizi. Nasıl ki İsrail askerlerince katledilen Mavi Marmara şehitleri için şehit başı pazarlık edip hesap numarası gönderdik, Kudüs içinde belirleriz bir miktar, tav olur kapatırız mevzuyu...

Sağduyunun öneminden bahsederken ne diyordu dönemin (Şubat 2013) Başbakanı Erdoğan; “...Beyler ülke yönetiyoruz ülke, milleti yönetiyoruz millet, bu oyuncak değil...” Şimdi devlet yönetiminde böyle büyükelçi kovmak, kendininkini geri çağırmak veya tavır almak olur mu? Kınarsınız, olur biter... Ahan da kınadık, haydi Amerika sen düşün gerisini...

Not : Hollanda krizi sırasında portakalları bıçaklayarak protesto tarihine isimlerini altın harflerle yazdıran gençliğin İsrail protestosunda Şeker Pancarını düşünmelerini öneririm. Çünkü başlıca tarım ürünlerinden biridir.

:portakal bıçaklayanlar.jpg

Heleki yarın çoğu alakası yokken İsrail’li markaları protesto listesinde yer alacak yerli firmaların halini düşündükçe üzülüyorum. İşin asıl trajikomik tarafı ecnebi markası Coca Colayı biz burada protesto ederken Filistin de dördüncü fabrikayı açtılar. Ayrıca İsrail için uğraşmayın, sağlıklı beslenmek için zaten o gazlı içecekleri de süngerimsi hamburgeri de yemezsiniz, olur biter.