Batı, Hun İmparatoru Atilla’yı “Tanrı’nın Kırbacı”, “Tanrı’nın Kılıcı” olarak tanır! Atilla’ya durduk yere vermedi bu adı Avrupa. Çünkü Atilla, tuttu, Avrupa coğrafyasını yerinden oynattı; hükmetmediği, teslim almadığı, yerinden yurdundan etmediği kavim bırakmadı Atilla…

Batıda bunlar olurken,  Attila’dan yüz yıllar sonra doğu da Moğol İmparatoru Cengizhan çıktı tarih sahnesine. Attila ile aynı işi yaptı. Coğrafyaya musallat oldu. Alt-üst etti; yeri yardı, kavimleri sürüm sürüm süründürdü. Öyle ki, Cengizhan bile gün geldi “Ben Tanrı’nın gazabayım” deyiverdi.

Yüzyıllar sonra bu kez 7 düvel çöktü mazlumlar coğrafyasına. Türk’ü silmek, sürmek, hatta yok etmek adına girdiler, İstanbul’a, İzmir’e ,Antep’e ve Urfa’ya  ve dahi Maraş’a…

İşte durduk yere “Gazi” olmadı “Antep”, durduk yere “Şanlı” olmadı Urfa ve boşuna almadı Maraş “Kahraman” unvanını…

Ve durduk yere kimse Türkiye adını vermedi bu topraklara!

Süngü oldu mazlumlar;  su yerine kan verdiler süngülere. Ki böyle şavkıdı süngüsü Türk’ün; Çanakkale’de Trablusgarp’ta, Kocatepe’de Sakarya’da…

An geldi Attila İlhan adlı bir Türk aydını çıktı ortaya; “Allah’ın Süngüleri” adını uygun gördü Mustafa Kemal’e!

Pekala Atila İlhan da “Allah” yerine; “Tanrı’nın süngüsü” adını uygun görebilirdi Mustafa Kemal’e. Ama öyle yapmadı basbayağı “Allah süngüleri” dedi.

Niçin?

Çünkü Atilla İlhan  komprador aydın değildi. Batının misyonerliğini üstlenen aydın hiç değildi. Bakın ne diyor Atila İlhan aydın tanımında:
“Emperyalizm, işbirlikçileri olarak, evvela o toplumların içinde bazı aydınları ele geçirip misyonerleştiriyor. Bu tiplerin, komprador burjuvazisiyle çıkar paralelliği dolayısıyla, komprador aydınlar oldukları ileri sürülebilir!”

Geldik mi Kemalizm’e!

Şöyle anlatıyor Atila İlhan Kemalizm’i:

“Kemalizm, ihtilâlci ve inkılâpçıdır; Osmanlı toplumundan, ulusal bir devrimle, laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti'ne dönüşmeyi öngörür. Açıkça anti/Emperyalist'tir; bu, gelişme ve kalkınmada, Tanzimat ve Meşrutiyet gibi,'Garplılaşma'yı değil,'Çağdaşlaşma'yı benimsemesinden; Batı'lı'Düvel-i Muazzama'yerine, Sovyetler'e ve Mazlum Milletler'e (Üçüncü Dünya) yaslanmasından bellidir.”

Niye yazdım bunları…

Şundan ki bir vakitler CIA’nın anlı şanlı istasyon Şefi Graham Fuller vardı!  Türkiye’den fena halde vazgeçmişti. Kehaneti de vardı Fuller’in; Kemalizm’in salasını vermişti! Beslemesi FETÖ’ydü.

Misyoner, komprador kalemleri, şeyhleri, Şıhları ve dahi dervişleri ki aslı NATO’nun müritleri vardı Fuller’in…

Kemalizm’i bunlara katlettirmeye kalktı.

İdam fetvasında utanmadan şunları yazdı Fuller:

“Zorunlu batılılaşma Türk toplumunda bazı yaralar bıraktı. Kendi Osmanlı tarihini, İslam geleneklerini sevenler vardı. Batılılaş­ma, İslamiyet'i aşağılayan bir hale dönüşünce bu bir hoşnutsuzluğa yol açtı. Kemalizm'in sonuna geldiğini ve belki de sonuna gelmesi­nin iyi olduğunu söyledim. Halkın büyük bir parçası İslam için daha hürmet görmeyi, Osmanlı tarihi ile övünme istedi. Dünyada hiçbir lider ne George Washington, ne Nehru, ne Lenin, ne Gandi sonsuza kadar yaşayabilecek bir ürün vermedi. Liderler ölüyor. Önce bedenleri, zaman içinde düşünceleri siliniyor .. İşte Mus­tafa Kemal'in başına gelen de her tarih yazmış liderin başına gelen­ den farklı değildir..."

O bunları yaza dursun, Mustafa Kemal,  bugün sadece Anadolu’da değil, Mazlumlar coğrafyasında yeniden şavkımaya başladı.

Aydın misyonerler, komprador aydınlar Ankara’da yaşananları anlamıyorlar. Çünkü Fuller’in topraklarına ekildiler. Orada peydahlandılar. 

Çünkü, bunların durdukları yer Mazlumların yanı ;yaşadıkları yer  Mazlumlar Coğrafyası değil. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,  “Atatürk” deyince şapşallaşmaları da;Ak Partililerin 10 Kasım’da  Anıtkabir’e koşmalarından  ürkmeleri de bundandır…

Anlayacağınız  işin aslı bugün Mazlumların Süngüsü ’dür ;Mustafa Kemal Atatürk!
Yanan yıkılan Bağdat dün de bugün de Mustafa Kemal’in şehridir. Trablusgarp ve Şam da öyle…

Ruhu şad, mekânı cennet olsun Mustafa Kemal’in!

Artık mazlumların kutsal görevleri de cennet yapmaktır coğrafyalarını!