Komünist sistemin kuramcısı Karl Marx tasarladığı sistemin Almanya veya İngiltere gibi sanayileşmiş, işçilerin yoğun olduğu bir toplumda hayata geçirilebileceğini öngörüyordu. Bu nedenle işçileri örgütlemeye önem verdi.

Karl Marx'ın, komünist sistemi tasarlarken, hiç önem vermediği memleket Rusya idi. Marx, kapitalizmin komünizme dönüşmesine yol açacak bir proleter ihtilalinin gerçekleşebilmesi için en elverişli atmosferi, en ileri endüstriye ulaşmış olan İngiltere'de görmüştü. Rusya'nın tarımsal ekonomik yapısı, Marx'ın düşünce ve ümitlerinde yer almamıştı.

Sanayisi gelişmemiş bir ülke olan Rusya'da sosyalist bir devrim beklentilerden çok uzaktı. Sosyalist bir devrimin altyapısını oluşturacak işçi yoğunluğu ve sosyalist gerçekler Rusya’da söz konusu değildi.

Peki, son derece ilkel ve hantal bir sanayisi olan Rusya’da nasıl oldu da komünist devrim gerçekleşti?

Alman cephesinde ordusu çökmüş olan Rusya sokaklarındaki işsizler ve asker kaçaklarının Yahudi sermayesince satın alınmasıyla!..

*

Rus asıllı bir Yahudi olan Armand Hammer'in babası, Rusya'nın Odessa şehrinden ABD'ye göç eden, Amerikan Komünist Partisi'nin ilk kurucularından, 1907'den beri Lenin ile dostluğu olan biriydi. ABD'ye göç eden Rus Yahudilerinin sorunların çözümü için New York'ta açılan büronun başında Hammer'in yakın dostu Ludwig Martens bulunuyordu. Büronun finansman işleri Hammer'e aitti.

Bolşevik devrimin finans sıkıntısını gidermek amacıyla Rusya’dan ABD'ye giden (daha sonra Kızıl Ordu'nun başına geçen) Troçki'nin cebindeki Kanada pasaportu Hammer tarafından ayarlanmıştı. Troçki'yi ABD'de karşılayan, ağırlayan da Hammer'dir.

ABD'deki işlerini tamamlayan Troçki, Rusya'ya gitmek amacıyla, 1917 yılının 27 Mart günü, New York limanından ayrılmak üzere olan SS-Christiania gemisine bindi.

Rusya'da gerçekleşen Bolşevik Devrimin en önemli liderlerinden olan Yahudi asıllı Troçki'nin gerçek adı Lev Davidovitch Bronstein'di. Troçki, Bolşevik Partisi'ndeki kod ismiydi. Troçki’nin yanında 20 milyon Ruble gibi gerçek bir servet ve New York'da eğittiği küçük bir muharip birlik vardı. Troçki bu parayı ünlü Yahudi banker Jakob Schiff'den almıştı.

*

Troçki'nin Rusya yolculuğuna başladığı günlerde, İsviçre'den Rusya'ya giden bir tren hareket etti. İsviçre-Almanya-İsveç-Finlandiya üzerinden Rusya'ya gidecek olan trendeki vagonlardan biri diplomatik vagon olarak ayrılmıştı ve mühürlüydü. Başka bir ülkenin toprağı sayıldığı için aranması yasak olan bu vagonda, tarafsız bir ülke olan İsviçre'de sürgünde bulunan Bolşeviklerin lideri Lenin kod adlı devrimci Vladimir İlyiç Ulyanov ile arkadaşları bulunmaktaydı.

O tarihte Almanya ile Rusya savaş halindeydi ve Lenin’in Almanya üzerinden Rusya’ya geçebileceği kimsenin aklından geçmiyordu. Lenin ise ülkesi ile savaşta olan Almanya’dan yardımını aldığının duyulmasından çekiniyordu.

Lenin'in o vagona binmesini sağlayan Alman Gizli Servisi Şefi Max Warburg, Parvus kod adlı Yahudi asıllı Alman ajan Alexander Helphand aracılığıyla, Lenin ve arkadaşlarına altı milyon dolar değerinde altın iletmişti. Altınlar, güçlü Amerikan malî çevrelerinden, Federal Reserve Board'dan geliyordu. Bu banker grubunun müdür yardımcısı Paul Warburg ile Alman Gizli Servisi Şefi Max Warburg kardeştiler. Alman Gizli Servisi Şefi Max Warburg aynı zamanda New York’lu ünlü Yahudi Banker Schif’in damadıydı.

Bolşevik Lider Lenin imajına zarar vermemek için bu parayı direkt almadı. Parvus burada da rol aldı, aracı şahıs rolü üstlenerek paranın akışını yönlendirdi. Parvus’ün bu işlerden de büyük para kazandığı biliniyor.

Lenin ünlü mühürlü vagon içerisinde yola çıkarılınca, Stalin bu ikiliye katılmak üzere Sibirya'dan harekete geçti.

Almanlar, Lenin'e bu kolaylığı Rus cephesini parçalamak amacıyla sağlıyordu.

Lenin ve arkadaşları Rusya'nın bütün harp planlarını Alman genelkurmayına teslim etmişti.

Cephedeki Rus ordusu çökerken sokaklardaki işsizler ve asker kaçakları Yahudi sermayesiyle satın alındı. Rusya’nın hemen her kurumuna sızmış olan Yahudiler, yeni kurulan Cumhuriyetin fazla yaşamasını istemiyordu.

Ülkenin durumu karmakarışıktı. Ne orduda disiplin kalmıştı, ne idarede düzen ve otorite. Köylü, zenginlerin çiftliklerine hücum edip her tarafı yağma ediyor ve yangına veriyordu. Bolşevikler bu karışık durumdan faydalanarak Troçki'nin liderliğinde bir askeri ihtilal komitesi kurarak, bir hükümet darbesine teşebbüs ettiler.

O tarihte nüfusu 180 milyon olan Rusya’nın başkenti Petrograd’ı ele geçirebilmek için Bolşeviklere bir tek gece ve bir avuç partizan yetecekti. Birkaç bin kızıl muhafız, onun yanında da az sayıda Baltık denizcisi, garnizondan birkaç müfreze...

Sayıları topu topu on bini dahi bulmayan Bolşevikler, 24 Ekim'i 25'e bağlayan gece, saat 21'den itibaren Petersburg’u işgale başladı.

Garnizonun çoğunluğu tarafsız kaldı. Partizanlar, gecenin ilk saatlerinde posta merkezini, köprüleri ve hükümete bağlı telgraf ajansını ele geçirdi.

Gecenin ikisine doğru, özel olarak atanmış komiserlerin yönetimindeki milis ve asker müfrezeleri küçük topluluklar halinde garları, elektrik santralini, silah depolarını, basımevlerini ve belli başlı antrepoları birer birer ele geçirerek Petersburg’u işgal etti. Tutuklu Bolşevikler de bu arada serbest bırakıldı.

Telefon santralinin şafak sökerken işgali sonucunda, Kış Sarayı'yla Genelkurmay arasındaki bağlantının kesilmesi artık hemen her şeyin bitmiş olduğunu gösteriyordu.

Lenin'in hareket başlar başlamaz yerleştiği Smolniy iyice tahkim edilerek savunma durumuna sokuldu. Sabah 7'ye doğru devlet bankası da ellerindeydi.

Sadece Kış Sarayı ki, bitişiğindeki Savaş Bakanlığı ile hükümetin son sığınağıydı 24 saat sonra düşecekti.

Başkent yeni bir rejim içerisinde güne uyanıyordu. Dört bir yanda kol gezen silahlı milislerin asayişi düzenlemeye ve normal polis görevini yüklenmeye koyulmaları, bunun inkâr kabul etmez bir işaretiydi.

Bu tarihsel gece, dirençle karşılanmaksızın, zor kullanılmadan ve tek kurşun sesi duyulmadan sona erdi.

Evet, meşhur Ekim devriminde tek kurşun atılmadı.

*

Rusya’nın son başbakanı Kerensky, Lenin ve arkadaşlarının bir devrim yapmadıklarını belirterek “hükümet darbesi, bir baskındır” diyor ve şöyle devam ediyordu;

“Lenin, Almanya gizli ödenek kasasından aldığı 40 milyon altın Mark ile hem vatanına, hem de demokratik ihtilale ihanet etmiştir...
Almanya'nın gizli ödenek altınları ile aç yığınlar arasında kolaylıkla satın alınabilecek kuvvetler bulabilmişlerdi. Nihayet şehrin kilit noktalarını ellerine geçirebildiler.”

*

Ne var ki, beceriksizlikle ülkeyi Komünistlere teslim etmek zorunda kalan Kerensky’nin babası, Simbirsk’te Lenin’in okuduğu lisenin müdürüydü ve üniversiteye girebilmesi için çocuk (Lenin) hakkında politik anlamda “temiz” raporu yazmıştı.

Lenin’in, St. Petersburg Üniversitesi öğrencisi olan ağabeyi Aleksandr Ulyanov, Çar 3. Aleksandr’a karşı başarısız bir suikast girişimi sonrasında tutuklanıp idam edilmişti. Böyle bir kişinin kardeşi için temiz raporu yazabilmek kolay bir iş değildi.

Çarlık hükümetinin son başbakanı Alexander Kerensky, bir Yahudi ailenin çocuğu olarak Simbirsk'de doğmuştu. Rus ihtilalinin lideri Lenin de aynı şehirde doğmuş bir Yahudi ailenin çocuğuydu.

*

Rusya'daki meşhur devrime, asker olsun polis olsun hiç bir görevli karşı koymadı. Başkentin işgali boyunca, ne Bolşevikler ne de hükümet kuvvetleri tarafından, uyarı için dahi olsun, bir tek kurşun atılmadı.

Rusya’daki darbe Gregoryen takvimine göre 25 Ekim 1917 tarihinde gerçekleştiği için “Ekim Devrimi” olarak adlandırıldı. Miladi takvime göre 7 Kasım 1917 tarihinde gerçekleşmişti.

*

Bolşevikler tarafından kurulan Sovyetler Birliği’nin yıkılması da aynı şekilde birdenbire oldu. 22.403.000 km²'lik yüzölçümüyle dünyanın en büyük ülkesi olan Sovyetler Birliği'nin nüfusu, yıkıldığı tarihlerde, 293.047.571’e ulaşmıştı. Dünyanın en büyük devleti olan Sovyetler Birliği, 25 Aralık 1991 günü, yine tek kurşun atılmadan, aniden, dünya sahnesinden çekildi.

Sovyetler Birliği yıkıldıktan sonra ortaya saçılan Yahudi oligarklar, bu ülkenin kimler tarafından soyulduğunun ve çökertildiğinin bariz göstergesiydi.