(Günümüz Zebanilerinin akıttığı İlk Cehennem Kusmuğu)

Alternatif Güç Olma Yolunda Japon İmparatorluğu

I. Dünya Savaşında müttefikler namına Pasifik Cephesi’nde etkin rol üstlenen Japonya İmparatorluğu’nun asıl hedefi, kendi bölgesinde mutlak güç haline gelmekti.

Bunun için öncelikle, o tarihlerde büyük bir kısmı Alman sömürgesi olan Çin topraklarına hâkim olması gerekiyordu.

İngilizlerin desteğini alarak Almanya’ya savaş açan ve kısa sürede Çin’in bir kısmı ile Pasifik denizindeki bazı adaları topraklarına katan Japonya, bununla yetinmeyerek Hindistan üzerinde kısmi hâkimiyet kurmayı başardı.

1930’lara gelindiğinde, askerî alanda büyük bir güce sahip olan Japonya’nın bölgedeki önemli toprakları ve doğal kaynakları ele geçirmeye devam etmesi, savaşın baronları olan Amerika ve Rusya’yı ciddi manada rahatsız etmiş, Çin’in Almanlardan temizlenmesi için başlarda destek veren İngilizleri dahi tedirgin etmeye başlamıştı

Birinci Dünya Savaşı sonrası ekonomisi çöken Avrupa’ya karşılık önlenemez bir yükselişe geçen Japon ekonomisi de buna eklenince, küresel jandarmalığa soyunmuş Amerika’nın rahatsızlığı iyiden iyiye arttı ve Japonya için bir hal çaresi kollamaya başladı.

Bu yöndeki ilk uyarı müttefiklerden geldi. Japonları Pasifik için iyi bir partner olarak tanımlayan ve bu yüzden yaptığı bir takım istila girişimlerine çıkarları gereği ses çıkartmayan müttefik ülkeler, yayılmacı politikayı durdurması yönündeki Japonları uyardı.

İkinci uyarı Japonlarında dahil olduğu Milletler Cemiyeti’nden geldi. Küresel Şeytani Akıl tarafından yüzyılın jandarma gücü olarak tasarlanan Amerika’nın bu gücünü meşrulaştırmak amacıyla kurulan Milletler Cemiyeti, Amerika’ya alternatif bir güç olarak yükselen Japonya’yı 1937’de daha dikkatli olması yönünde uyarılarda bulundu.

Süper güç olma yolundaki hırslı gidişatını kesmeyen Japonya,  art arda yapılan bu uyarıları dikkate almak yerine Milletler Cemiyeti’nden ayrıldığını açıkladı.

Japonya bununla da yetinmeyerek, dünya savaşı sonrası güçlü bir konum elde etmek isteyen Hitler Almanya’sı ve Mussolini İtalya’sı ile “Mihver Devletler” adı altında işbirliği anlaşması imzaladı.

Alternatif Güç İstemeyen İngiltere ve Amerika’nın Müdahelesi

“Mihver Devletler” adı altında yapılan bu anlaşma Amerika ve İngiltere’nin sert tepki koymasına neden oldu.  Panama Kanalı’nı Japon gemilerine kapatan ve petrol ambargosu başlatan Amerika, ambargonun kalkmasının öncelikli şartının Japonya’nın Çin ile olan savaşına son vermesi olduğunu ilan etti.

Amerika bir yandan ambargo uygularken, öte yandan Japonların bu şartları yerine getirmemesi ihtimaline karşı denizden saldırı hazırlığı yapmaya başladı.

Japonlar, ambargonun kalkması için öne sürülen şartları uygulamak yerine, olası Amerikan saldırısını önlemek amacıyla tarihe Pearl Harbor saldırısı diye geçen ve Pasifikte konuşlanan Amerikan donanmasına büyük darbe vuran bir saldırı gerçekleştirdi.

7 Aralık 1941’de gerçekleşen ve 90 dakika süren bu saldırıda, tam 12 adet Amerikan savaş gemisi ciddi şekilde hasar görmüş veya batırılmıştı. Savaş gemilerinin yanı sıra 188 savaş uçağı imha edilmiş, 2500 civarında Amerikan askeri öldürülmüştü.

Pearl Harbor saldırısı, Japonya ile savaşa girmek için bahane arayan Amerika için bir fırsata dönüştürüldü ve 3 yıllık zaman diliminde Japonya’nın birçok kenti yüzlerce uçağın bombardımanıyla harabeye çevrildi.

Biz bu yazımızda II. Dünya savaşının ayrıntılarına girmek yerine, savaşın son bulmasını sağlayan Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombaları ve sonuçlarından bahsedelim.

Pearl Harbor saldırısı, Amerika üzerinde acı bir etki bırakmıştı. Bu etki ile Japonlara savaş ilan etti.

Ne var ki, 3 yıl süren savaşta bir çok kenti harabeye dönemsine rağmen Japonya’nın savaştan çekilmek gibi bir niyeti yoktu. Japonların gösterdiği inanılma direncin süresi  uzadıkça müttefiklere ağır maliyet bindirmeye başlamıştı.

Öyle ki, sadece 3 ay süren Okinawa muharebeleri sırasında onlarca kamikaze saldırısında bulunan Japonya, müttefiklere ait 34 gemiyi batırmış, 368 geminin büyük hasar vermiş ve en az 12.500 müttefik askeri öldürmüştü.

Uzayan savaşın faturasının kendilerine ağır olacağını hesaplayan Amerika, insanlık tarihinin göreceği en acımasız saldırı planını yapmaya başladı ve Japonların direncini bir an önce kırmak üzerine insani ve vicdani tüm sınırları tarumar edecek ve dünyadaki sakinlerine cehennemi yaşatacak ilk nükleer deneyin yapılması kararını verdi.

Gelecek yazıda Tarihin İlk Cehennem Kusmuğu için Neden Hiroşima ve Nagazaki şehirlerinin tercih edildiğine değineceğiz

Sağlıcakla kalın…