Balıkesir’de faaliyet gösteren ve orta ölçekli savunma sanayi alanında gelecek vadeden Yavaşçalar A.Ş’nin, sistemli bir sürecin sonunda satıldığı, satış sonrası ilk ihalede devletin milyonlarca lira zarara uğratıldığı ortaya çıktı. Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Yavaşça’nın, bir “itirafçı”nın ifadesine dayanılarak gözaltına alınıp tutuklanması ve Yavaşçalar A.Ş’nin aynı sektörde faaliyet gösteren Sarsılmaz’a satılmasıyla noktalanan süreçte ortaya çıkan skandallar kan dondurdu.

Şirket’e kayyım olarak atanan Muhiddin Gülal’ın çelişkili kararları sonrası şirketin satışını gerçekleştirdiği ve satışın hemen akabinde TMSF Başkanlığına atandığı öğrenildi.

Aynı şekilde İsmail Yavaşça’nın yargılamasına bakan Ağır Ceza Mahkemesi başkanı Murat İlhan’ın, gelen MASAK raporu doğrultusunda şirketin iadesine kararı verebileceği duruşmaya katılmadığı, Yavaşçalar’ın avukatlarının, “kayyımın şirketi satmaya çalıştığı bu nedenle de ara karar verilmesi” talebi üzerine, “Biraz sabırlı olun. Zaten davaya 10 gün kaldı. İzin verin ara karara girmeden ben kararımı mahkeme günü açıklayım. Benden izin almadan şirketi satamazlar” dediği ancak bu diyalogdan 7 gün sonra duruşmadan 3 gün önce şirketin satışının gerçekleştiği ve bu karar sonrasında Hakim Murat İlhan’ın Ankara’ya Ağır Ceza Mahkemesine terfi ettirildiği ortaya çıktı.

KAYYIMLAR KENDİ RAPORLARIYLA ÇELİŞMİŞ

Türkiye’nin gelecek vadeden ve EGM başta olmak üzere kamunun açtığı ihalelerde kartelleşmeyi kırarak devleti milyonlarca lira zarara uğramaktan kurtaran orta ölçekli savunma sanayi firması YAVAŞÇALAR A.Ş’nin, duruşma salonunda İsmail Yavaşça’nın hangisi olduğunu bile bilemeyen bir gizli tanığın iddialarıyla satışına kadar giden skandallar zincirinin ilk halkasında, firmaya kayyım olarak atanan isimlerden Necmi Demir’in, 6 Eylül 2016 tarihli yazısıyla başlıyor.

Firmaya yönelik ilk inceleme raporunda, Yavaşçalar A.Ş’nin 2014-2015 ve 2016 yıllarının 10’uncu ayına kadarki tüm işlemlerinin incelendiği ve sonuçların da 11 madde halinde yer aldığı görülüyor. Bu maddelerin 4’üncüsünde, “şirketlerin kredibilitesinin yüksek olduğu, bu nedenle kredi bakiyelerinin artan oranda seyir izlediği, buna bağlı olarak yıllar itibarıyla satış cirolarının ve karlılığın sürekli artış kaydettiği, şirketlerin taahhütlerini zamanında ödediği” tespitleri yer alıyor. Yine 5’inci maddede, “Şirketlere gayri yasal yollardan intikal etmiş ve gayri yasal yoldan çıkmış hiçbir sermaye/para hareketine rastlanmadığı” ifadelerine yer veriliyor. 7’nci maddede de, “Şirketlerin terör örgütleriyle bağlantılı hiçbir iş ve işlemlerine rastlanmadığı” ifadeleri dikkat çekiyor.

Kayyım Necmi Demir’in aynı raporunda 10’uncu maddesinde ise, Yavaşçalar’ın “kumpas mağduru oldukları” iddiasının altını dolduran ifadeler yer alıyor.

Bir gizli tanığın, süt inekçiliği yapılan bir başka tesisteki “hasta hayvanları himmet adı altında FETÖ okullarına bağışladığı” iddiasıyla İsmail Yavaşça’nın gözaltına alınması ve şirketlere el konulmasına karşın, Kayyım Necmi Demir, hazırladığı ilk raporda 10’uncu maddede şu tespitlere yer veriyor: “Şirket bünyesinde yapılan hayvancılık faaliyetlerinin Avrupa Birliği Standartlarına uygunluğu denetim aşamasında olup hastalıktan Ari İşletmeler İçin Sağlık Sertifikasına sahip olduğu…”

Raporun sonuç bölümünde kullanılan ifadenin de, “Sonuç itibarıyla şirket faaliyetlerinin mevcut hukuk kuralları ve mevzuat dahilinde yapılmış olduğu tespit edilmiştir” deniliyor.

Skandalın ilk ayağı burada başlıyor ve bu raporun Soruşturma savcılığına teslim edildiği gün, savcı şirketin kayyıma devri yönündeki kararı kayyımlara ibraz ediyor.

Şirketin TMSF’ye devrinden sonra Yönetim Kurulu Başkanı Muhiddin Gülal’ın, şirketin Almanya’da düzenlenen bir fuardaki 10 milyon Euroluk iş bağlantısını iptal ettiği, yine atanan kayyımların, 15 Temmuz’dan 2 gün sonra yapılan Emniyet ihalesinde yükümlülükleri yerine getirmediği için firmanın ihale yasağı almasına sebep oldukları ortaya çıktı.

Kayyım Muhiddin Gülal’ın şirketin satış gerekçesi olarak kendi yönetimlerindeki kusurları göstermesi ise skandalın bir başka boyutunu ortaya çıkardı. Gülal, satış kararında, bir diğer kayyım Necmi Demir’in tespitlerini göz ardı etmiş, yine kendi kusurlarıyla kamu ihale yasağına vurgu yapıp, banka borçları ve kendi dönemlerindeki ciro kayıplarına dikkat çekmiş.

KAYIM OLARAK ATANDIKLARI ŞİRKETİ AİLE ÇİFTLİĞİNE ÇEVİRMİŞLER

YAVAŞÇALAR A.Ş’nin satışına dair ciro düşmesi, ihale yasağı ve karlılıktan zarara gidiş gibi tespitlerde bulunan kayyımlardan Yönetim Kurulu Başkanı Muhiddin Gülal’ın şirketi aile çiftliğine çevirdiği ve eşiyle birlikte gerçekleştirdiği yurt dışı gezilerini şirkete ödettiği de ortaya çıktı.

SATIŞ KARARINI 3 AY BEKLETİP “DOKUNULMAZLIK” KHK’SINDAN SONRA SATMIŞLAR

Her aşaması ayrı bir skandal olan YAVAŞÇALAR A.Ş’nın satışı için kayyımların kendilerine dokunulmazlık getiren KHK’nın çıkışını beklemesi de manidar bulundu.

İlk atanan Kayyımlardan Necmi Demir’in kendi hazırladığı rapora göre de mali ve finansal açıdan çok iyi bir durumda diye tespitlerde bulunulan şirketin, yönetim kuruluna ilgili Bakan Nurettin Canikli tarafından yapılan atamadan itibaren 5-6 ay gibi çok kısa bir süre içinde, mali durumunun sürdürülebilir olmadığı iddiasına ek olarak, satışa ilişkin Başbakan Yardımcılığının 21 Mart 2017 tarihli satış işlemi yapmak yerine 3 ay bekleyip, atanan kayyımlara, kayyımlık işlemleri nedeni ile “sorumsuzluk ve dokunulmazlık” sağlayan 691 sayılı KHK‘nın yürürlüğünden hemen sonra satış işleminin yapılması, orta ölçekli savunma sanayii açısından stratejik bir öneme de sahip olan YAVAŞÇALAR A.Ş’nin satışının nasıl sistemli bir operasyona sahne olduğunu da ortaya koydu.

KUMPAS’IN MEDYA AYAĞI MI?

Öte yandan, bir gizli tanığın iddiaları ile başlayıp kayyımlar ve mahkemelerde süren skandallar zincirine bakınca FETÖ tarzı bir kumpasın izlerine rastlanan sürecin medya ayağında da Sabah Gazetesi ve Hürriyet başta olmak üzere kimi medya kuruluşlarının, firmayı PKK/DAEŞ gibi örgütlerle ilişkili gösteren haberlere imza attığı, kimi gazetecilerin canlı yayında firmanın bu ilişkilerine dair MİT raporlarının bulunduğunu iddia ettiği, bu iddialar karşısında YAVAŞÇA ailesinin savcılığa başvurarak bu iddiaların doğruluk derecesini sorduğu savcılığın ise böyle bir raporun bulunmadığı, bu iddialara dair soruşturma dosyalarında hiçbir ibare bulunmadığı yönünde açıklama yaptığı öğrenildi.

DEVLETE, TEK KALEMDE 20 MİLYONA YAKIN KAZIK

Orta ölçekli savunma sanayiinde girdiği hemen her ihalede devlete milyonlarca liralık kar ettiren YAVAŞÇALAR A.Ş’nin, kayyım marifetiyle Sarsılmaz firmasına satılmasından sonra Emniyet Genel Müdürlüğü’nün yaptığı ihalede, devletin 20 milyon liraya yakın zarara uğratıldığı da öğrenildi.

Firmanın kayyım yönetiminde olduğu dönemde yükümlülükler yerine getirilmediği için iptal edilen ihalenin yenilenmesi sonrasında, geçtiğimiz aylarda yapılan ihaleyi 17 milyon lirayı aşkın fazla bir farkla Sarsılmaz firmasının aldığı öğrenildi.

DÖNEMİN BAKANI ŞİMDİ SAVUNMA BAKANI

Öte yandan, firmaya kayyım atanması ve satışı sürecinde sorumlu bakan olan Nurettin Canikli’nin bütün uyarılara karşın konuya duyarsız kaldığı, firmanın satışının gerçekleşmesinden sonra ise Savunma Bakanlığına getirildiği ortaya çıkarken, orta ölçekli savunma sanayiinde gelecek vadeden, yabancı tekeli ve kartelleşmeyi kıran, Türkiye açısından stratejik bir öneme sahip YAVAŞÇALAR A.Ş’nin satışına seyirci kalan, şirket yönetimini teslim aldıktan sonraki 5-6 aylık zaman dilimindeki uygulamaları ile şirketi zora sokmaya çalışan kayyımların dokunulmazlık ve sorumsuzluk zırhına bürünmesinden sonra satışı gerçekleştirilmesinde rolü olan Canikli’nin Milli Savunma Bakanlığı’nda ne denli hassasiyet göstereceği ise merak konusu oldu.

AVAZTÜRK Özel