Rıza Zarraf, lamı cimi yok milli mesele. Aksini düşünmek, savunmak başlı başına  ahmaklık! Rıza Zarraf’ın ABD yolculuğu da ister “kumpas” deyin, ister “kurgu”. Ne denilirse denilsin;nasıl adlandırılırsa adlandırılsın  NATO ve FETÖ’nün ortaklaşa kurdukları  bir tezgah. Bir yanında Türkiye var, diğer yanında İran…

Aslı, NATO-FETÖ 15 Temmuz’da işgal edemediği Türkiye’ye karşı yeni bir operasyon tertibinde. Haliyle de 15 Temmuz’da operasyonun Türkiye ayağı FETÖ iken bu gün  başka muhipleri var ABD’nin.

Rıza Zarraf’a gelince; 22 Mart 2016’da ABD’nin yolunu tutu ki gerçek olan tutturulduğudur.   NATO’nun derin ve kirli bir operasyonudur Zarraf’ın ABD yolculuğu. Bu iddiayı  ya da bilgiyi NATO’yu vareste tutarak ilk kez açıkça dile getiren isim TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop.

Şöyle diyor Mustafa Şentop;

 “Sarraf , ABD’de belli yönde ifade vermesi için baskı görmüş olabilir. Buna ilişkin çok şey duyuyoruz ama asıl Türkiye’den gidişinin, bu planının bir parçası olduğu üzerinde düşünmek gerekir. Dolayısıyla onun gidişinde dahli olanların, yardımcı olanların, göz yumanların da mutlaka araştırılması lazım. Bu operasyon çerçevesinde bir ihanet işidir. Sonuç itibarıyla FETÖ’cüler tarafından belgelerin götürülmesi dahil, bu ihanetin, Sarraf’ın Türkiye’den gidişi konusunda da bir organizasyon boyutu olduğunu düşünüyorum."

Söylediği her sözcükte itham ve bilgi var Şentop’un. Bu konuda bilgisiz olduğu da söylenemez.  Şentop’un bu açılamasından saatler sonra kulislerde dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun adı da Zarraf’ın ABD seyahati ile yan yana getirilmesi mühim…

Dönelim 17/25 Aralık 2013’e…

İster yolsuzluk olarak görülsün ister kumpas; Türkiye’nin derinden sarsıldığı fay hatlarının kırıldığı  günlerin tarihi 17/25!

Ve de 15 Temmuz’a giden kilometre taşlarının döşenmesi…

Adı 17/25 Aralık olayına karışan Muhammer Güler’in İçişleri Bakanlığı koltuğundan kalkması da bir gün sonraya denk geliyor; 26 Aralık 2013 günü bu koltuğa Efkan Ala oturuyor. 

Ve gelelim Rıza Zarraf’ın ABD’de tutuklanmasına. Tarih tam tamına 26 Mart 2016…

Bu tarihe kadar İçişleri Bakanı Efkan Ala, Başbakan ise Ahmet Davutoğlu…

Rıza Zarraf’ın ABD konukluğundan sonra ikisi de koltuklarını kaybediyor.

Boşuna demiyor Mustafa Şentop; “Sarraf’ın Türkiye’den gidişi konusunda da bir organizasyon boyutu olduğunu düşünüyorum."

Bu olgulardan sonra kulislere bakalım.

Ne Davutoğlu’nu ne de Ala’yı itham etmek derdinde değilim...

Duyduğum; haliyle belgeleyemeyeceğim iddiaları dillendirmek belki de “Büyük Oyun” üzerinde kafa yoranlara ya da meraklılara anımsatma yapmak için yazıyorum…

Halk ve Ziraat  bankaları peşin hükümlü. Sözüm yok. Ancak işin içinde başka bankalarında olduğu konuşuluyor. Rıza Zarraf’ın  hesaplarında bu iki bankanın dışındakiler tarafından da enikonu el konuluyor veya çökülüyor..

İşte Zarraf bundan sonra derin bir kaygıya kapılıyor. Güvenliğinin sağlanması için kapı kapı dolaşıyor. Çaldığı her kapıdan olumsuz yanıt alınca da meşum yolculuğa çıkıyor!

 Evveli de var iddiaların ; Rıza Zarraf; ilişkilerinin en başında değil ama ortalarında bir yerde ABD’nin ilgi alanına giriyor. Suçüstü yakalanan her isim gibi Zarraf da saf değiştirmekte sakınca görmüyor…

İran’ın suikastı, infaz kararı  konuşulsa da Zarraf’a ilişkin; görünen o ki asıl ABD tarafından kalemi kırılıyor Zarraf’ın…

Kırılan kalemin önüne yatacak bir ismi de Zarraf Türkiye’de bulamıyor…

Malum can tatlı, o da düşüyor ABD yollarına…