Ayşe’nin Trajik Sonu Yürekleri Dağladı: Tek Tutuklu 15 Günde Serbest, Aile Adalet Çığlığı Atıyor!
Ankara, tarifsiz bir acının ve adalet arayışının merkezi oldu! Geçtiğimiz yıl 6 Haziran’da Sincan’da şiddetli rüzgârın devirdiği bir reklam panosunun altında kalarak hayatını kaybeden 22 yaşındaki Ayşe Yavuz’un ölümü, aileyi yasa boğarken, dava süreci...
Olayın tek tutuklu sanığı Semih Esat Ünlü, “bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme” suçundan cezaevine gönderildikten sadece 15 gün sonra serbest bırakıldı. Bu karar, Ayşe’nin ailesini çıldırttı ve annesi, “Benim kızımın kedi kadar kıymeti yok mu?” diyerek isyan bayrağını çekti!
Her şey, Sincan’da sağanak ve rüzgârın ortalığı kasıp kavurduğu o kara günde başladı. Sincan Belediyesi’ne ait reklam panosu, temelden koparak otobüs durağının üzerine çöktü. İşten çıkıp spordan sonra evine dönmek için durakta bekleyen Ayşe Yavuz, bu korkunç kazada pano ve durak altında kalarak hayata veda etti. Şirkette sekreterlik yapan genç kızın hayalleri, bir anda enkaz altında kaldı!
Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı ve reklam panosunun imalatından sorumlu firmanın yetkilisi Semih Esat Ünlü’yü hedef aldı. “Bilinçli taksirle ölüme neden olma” suçundan 2 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası istenen Ünlü, 30 Ocak’taki ilk duruşmada tutuklandı. Bilirkişi raporu, panonun temelinin 4,5 metre yerine 1,35 metre yapıldığını, 18 metreküp beton yerine 5,40 metreküp döküldüğünü ortaya koydu. Ancak bu çarpıcı gerçeklere rağmen, Ünlü’nün avukatının itirazı üzerine üst mahkeme, tutukluluğun 15. gününde tahliye kararı verdi! İkinci duruşmada sanık ortada yokken, Ayşe’nin ailesi adalet nöbetindeydi.
Abla Gülser Aydın, tahliyeye öfke kustu: “10 aydır Ayşe’nin mezarına gidip çiçeklerini seviyoruz, rüzgâr gülüyle avunuyoruz! Sanık suçu belediyeye attı, ama kimse hesap vermedi. Valilikten soruşturma izni alamıyoruz, üst mahkemeye taşıdık. Malzemeden çaldılar, temelden kaçtılar, bedelini kardeşim ödedi!” Anne Nafize Yavuz ise gözyaşlarıyla haykırdı: “Ayşe’m hayaller kuruyordu, ehliyet aldı, araba için para biriktiriyordu. Ramazanda yemek yapardı, kimseyi kırmazdı. O benim elim ayağımdı! Cumhurbaşkanım duy sesimi, köpek öldüren tutuluyor, kızımın kıymeti yok mu? Adalet yerini bulsun, başka Ayşeler gitmesin!”
Baba Mustafa Yavuz da belediyeyi suçladı: “Pano çok büyükmüş, beton eksik, derinlik yetersiz! Belediye de firma da suçlu, ama birbirlerine atıyorlar. Kontrol niye yapılmadı? Davamızın peşindeyiz, sonuna kadar gideceğiz!” Aile, hem firmadan hem belediyeden şikâyetçi, ancak belediye hakkında soruşturma izni çıkmaması öfkelerini katladı.
Ayşe’nin ölümü, adaletin terazisini sorgulatan bir trajediye dönüştü! Tek tutuklu 15 günde serbest kalırken, aile enkaz altında kalan umutlarıyla mücadele ediyor. Bu yürek yakan hikâye, “Ayşe öldüğüyle kaldı” sözünü gerçeğe çevirdi ve Türkiye’yi adalet arayışıyla titretti!