1514 Çaldıran: ‘Yavuz ve Şah İsmail’in savaşı’
16. yüzyıl başlarında İran’da Şii inancına dayalı bir devlet kuran Şah İsmail, Anadolu’da dini propaganda yaparak, Osmanlı Devleti’nin birliğini tehdit etmeye başladı.
Şah İsmail’i kurtarıcı olarak gören Türkmen babalarından Şahkulu Baba Tekeli, pek çok kimseyi Şah tarafına çekmeyi başardı ve Kütahya’ya kadar ilerledi. 1512’de Şah İsmail adına hutbe okuttu.
Anadolu’da yaşanan Şii – Sünni çatışmalarından dolayı 50 civarında insan öldü, birçok ev yağmalandı. (Şahkulu isyanı Osmanlı’da çıkan ilk mezhepsel isyandır.)
24 Nisan 1512’de Yavuz Sultan Selim tahta geçti. Bu arada Şii propagandası saraya kadar girmişti. Şehzade Ahmed’in oğlu Murad ise İran’a sığınmıştı. Yavuz Sultan Selim, Şehzade’yi Şah’tan geri istediyse de, Şehzade geri gönderilmediği gibi giden elçi de öldürüldü. Yavuz Sultan Selim, Şii inanışında olan Şah İsmail ile savaşmak için İstanbul Müftüsü Sarıgürz Nureddin Efendi ve Kemalpaşazade’den fetvalar aldı. Sefere çıkmadan önce, Anadolu’da Şah İsmail’e taraftar olan 40 bin civarında Kızılbaş’ı tespit ettirerek hepsini ortadan kaldırdı; böylece hem Anadolu’yu hem de ordusunun gerisini emniyet altına aldı. Muhtemel bir Şii ayaklanmasına karşı da Kayseri- Sivas arasına 40 bin kişilik ordu bıraktı.
Sefer hazırlıklarını tamamlayan Yavuz, İran seferine çıktığını bir mektupla Şah’a bildirdi ve savaşa davet etti.
Eleşkirt ovasına gelen Osmanlı ordusunda, Şah’ın gelmemesi üzerine hoşnutsuzluklar ortaya çıktı. Bazı kumandanların gizli tahriklerine kapılan yeniçeri ordusu padişahın otağına kurşun atacak kadar ileri gittiler. Fakat padişahın sert, kısa, tedbirli konuşma durumu düzeltti. Öncü kuvvetlerden de İran ordusunun yaklaşmakta olduğu haberi geldi. Osmanlı ordusu, 23 Ağustos günü İran Azerbaycan’ının Çaldıran ovasına geldi ve hemen savaş için mevzilendi.
Çaldıran Savaşı, 23 Ağustos Çarşamba günü Şah’ın emrindeki 40 bin seçkin süvarinin saldırısıyla başladı. Anadolu Beylerbeyi Sinan Paşa, yapılan plan gereğince askerlerini geri çekerek, Safevi askerlerini Türk topçularıyla karşı karşıya getirdi. Osmanlı topçuların hep birden ateş açması üzerine Şii ordusunun bu kanadı perişan oldu.
Osmanlı merkez kuvvetlerine saldıran Şah İsmail, top ve tüfeklerin etkili ateşi karşısında geri çekilmek zorunda kaldı.
Rumeli Beylerbeyi Hasan Paşa’nın komutasındaki sol kol kuvvetleri, İran Şahı’nın saldırısı karşısında önceden kararlaştırılan planı uygulayamadığından dağıldı ve Padişah’a doğru kaçmaya başladı. Yavuz, hemen yeni kuvvetler sevk etti. Tüfekli yeniçerilerin müdahalesi savaşın seyrini değiştirdi. Şah İsmail’in bir tüfek kurşunu ile yaralanması ve atının yere yuvarlanması Safevi hükümdarına zor anlar yaşattı. Savaşı kazanamayacağını anlayan Şah önce Tebrize, sonra Dergüzin’e kaçtı. Onun yaralanmasından sonra İran ordusu daha fazla dayanamadı ve dağıldı, savaşta Osmanlıların kesin galibiyetiyle sonuçlandı.
Zaferden sonra Şii ordusu, Şah İsmail’in hazineleri, hanımları ve emirleri Osmanlıların eline geçti. Savaşta her iki taraftan da çok sayıda asker öldü. Osmanlılarda Rumeli Beylerbeyi ile on sancak beyi hayatını kaybetti. Çaldıran zaferinden sonra Yavuz, Tebriz’e hareket etti ve 5 Eylül’de halka eman vererek şehre girdi. Padişah, buradan Şah’ın hazinelerini ve bazı sanatkarları alarak payitahta geri dönüş için yola çıktı.
Muhammed YENİGÜL/ AVAZTÜRK