Sahn-ı Seman (Fatih Medreseleri)

Sahn-ı Seman (Fatih Medreseleri)

Fatih Sultan Mehmed tarafından kurulan Sahn-ı Seman medreseleri Fatih Medreseleri olarak da bilinir. Sahn kelimesinin nerden geldiği tartışmalı olsa da “düz yer, boşluk, avlu, cami ve medreselerdeki umumun toplandığı yer'' anlamlarına gelmektedir.

Yapımına 1463’te başlanan medreseler 1470 yılında tamamlandı. Medreselerin adı sekiz yüksek dereceden gelir; caminin iki tarafında dörder adet sıralanan ihtisas medreselerine “semaniyye” (sekiz) adı verildi. Nişancızade Mehmed ve Hoca Sadeddin efendiler bunları, medrese-i âliye olarak tanımlar.

Sahn adının Bizans’tan kalma Havâriyyûn Kilisesi harabelerinin temizlenip düzlük haline getirildiği alana yapılması dolayısıyla bu ismin kullanıldığı ya da şehrin tam ortasında bulunmasından dolayı bu adın verildiği görüşü ileri sürüldü.

Külliyedeki medreseler Semâniye ve Tetimme olmak üzere ikiye ayrıldı. Caminin sağında yani Marmara tarafında bulunanlarına Akdeniz, solunda Haliç tarafında bulunanlara Karadeniz medreseleri adı verildi. Her medresenin bir meydan etrafında on dokuz oda ve bir dershane bulunur. Her odanın bir penceresi, kandil yeri, ocağı ve bir rafı vardır; zeminler tuğla döşelidir.

Fatih medreseleri, iki tek ve bir çift olmak üzere belirli bir üslupta yapıldı. Kıble yönündeki medreselere Baş Kurşunlu, Çifte Baş Kurşunlu, Çifte Ayak Kurşunlu adları verildi. Karadeniz tarafındaki medreseye Çınarlı Medrese de denir. Medreseler zaman zaman dersi veren hocaların ismiyle anılmışsa da bu durum geçici oldu.

Medresenin on dokuz odasından ikisi muridlere, ikisi hizmetlilere diğerleri talebeye ayrıldı. Oda sayısı toplam 152’ye ulaşır. Sadece talebeye ayrılan oda sayısı 120’dir. Her oda bir öğrencinin kalması kararlaştırıldı ve bu durum yüzyıllarca sürdü.

Öğrencilere ders kitapları arasında tefsirden Zemahşeri’nin El Keşşaf’ı, usulden et Telvih ve fürudan el Hidaye okutuldu. Zaman zaman Fatih Sultan Mehmed’in, medreselerin ders programlarını Molla Hüsrev, Ali Kuşçu ve Veziriazam olan Mahmut Paşa’ya yaptırdığı ileri sürülse de bu iddiada kesin delil bulunmaz.

Sahn talebesinin kaç yıl süreyle eğitim gördüğü kesin değildir. Talebe, eğitim döneminde hocası tarafından yeterli görülmediği müddetçe başka bir derse (kitaba) geçemezdi. Tarihçi İsmail Hakkı Uzunçarşılı, bu medreselerde tefsir, fıkıh, kelam ve Arapça gibi derslerin okutulmasından bu yapısıyla Semaniye medreselerinin bir ‘fakülte’ niteliğinde olduğunu kaydeder.

Muhammed Yenigül/ Avaztürk